Ölüm Aşkımın Adı Olsun

20/10/2008 · Kategori: Şiir


Ruhum susamış suya... 
Kalbim özler seni 
Gözlerimi senin sevdiğin şeylere çevirdim, 
Kulaklarımı seni çağıranın ülkesine bıraktım. 
Ve susan bir toprak gibi bitkin kaldım. 
Biliyorum, çünkü senin sevgin yaşamdan iyidir, 
Senin isimlerin lezzetidir dilimin, 
Kalbimi senin yoluna koydum. 
Ve ellerimi senin dergahına açtım. 
Bundan sonra da sana gelecek, senden bekleyeceğim. 
Böylece ruhum doyacak, kalbim vuslatını bulacak. 
Çünkü elimde, dilimde ve kalbimde senin övgün olacak. 
Seni zikrettiğim zaman, evrenin de zikrini duyuyorum. 
Görüyorum ki yalan değilim. 
Seni bizimle birlikte söyler alem, hem her anında. 
Senin meleklerindir dualarımıza  katan. 
Ne güzel bir arzuyla ve rahmetin kokusuyla yağar yağmurlar, 
Sanki senin adını çağlar. 
Güneş ve ay, senin nurundan almış nasibini. 
Güneş senin sevginden böyle ateş, ay böylesine mahzun. 
Yıldızlardır seni müjdelerken göz kırpan. 
Irmaklar senin hasretinden böyle çağlar, 
Deniz bu ayrılıktan deli, böyle dalgalı... 
Ve hüzünlü hep ağlamaklı... 
Kuşların ümidi Sen, 
Bitkilerin neşesi, çiçeklerin rengi sen... 
Ve insanların hiç bitmeyen duası sen! 
Müminlerin kalbi sen! Rahim sen! 
Sen, sonsuz aydınlıksın. 
Kalplerimizin hiç batmayan güneşisin. 
Tüm varlığımla senin yolundayım. 
Tüm kalbimle arıyorum seni. 
Ne zaman sesleneceksin bana? 
Günahlarımın ve isyanlarımın karanlığından mi uzaklığın? 
Ama sen, sen ey Rabbim! 
Adaletinle değil, merhametinle gel bana. 
Tüm güzel sözlerimizi ve söyleşilerimizi katına kabul et. 
Dostluğunu verdiğin insanlar, gücümüz olsun. 
Bizi onların yoluna kat. 
İman, sevgi ve gözyaşının duygusunu canlandır 
Ve bu birlikle yeşert kalplerimizdeki ümidi ve neşeyi 
Şeytanın hilelerinden uzak eyle, 
Meleklerin hafifliğine kat bedenlerimizi. 
Yıpranmış hislerimizin mabedinden yalvarırız sana. 
Sonsuz rahmetinle yaralarımızı kapat. 
Karanlıkları indirmiş olsak da biz senin beldelerine, 
Nolur yalnız bırakma bizi. 
Yalvarırım bizi bir an olsun bize terk etme. 
Sevgin içimizde hep uyanık kalsın! 
Ve biz daima seninle yaşayalım, seninle ebedi olalım! 
Sevgiden öte bu Rabbim, 
Sana AŞIĞIM. 
Sen beni, kendine dost seçinceye kadar yaşat. 
Ve aşkınla yandığım bir anda canımı al, 
Ki, ÖLÜM “AŞKIMIN ADI”olsun!

Senai Demirci


Hasan Dursun - Derman Isterim.mp3 -

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Bana Ne

16/10/2008 · Kategori: Şiir

  

 Ben bülbül olmuşum dostun gülüne
 Karganın konduğu daldan bana ne
 Aradım özümde buldum mevlayı
 Mecnunun gezdiği çölden bana ne

 Gönlüme yazılmış cananın adı
 Canan imiş aşıkların muradı
 Her şeyden üstündür sohbetin tadı
 Arının yaptığı baldan bana ne

 Uyulur mu ikrarsızın sözüne
 Gidilir mi cehaletin izine
 Varmak istiyorum aşk denizine
 Mandanın yattığı gölden bana ne

 Dertli Daimi'yim yardır sevdiğim
 Gerçek aşıklara pirdir sevdiğim
 İkilikte değil birdir sevdiğim
 Ben beni bilirsem elden bana ne

  Aşık Daimi

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Ey! Siyah Gül

14/10/2008 · Kategori: Medinenin Gülü



Bismi hü !...

Vakit gecenin derinliğinde demleniyor şimdi ..
Siyahlar içinde yer gök ,
Sokaklar sessiz ...
Ve siyah çiğ taneleri düşüyor gözlerinden , günahtan kararmış yüreğime ...

Tenim siyahi değil belki , tenim kimseyi rahatsız etmiyor ..
Peki ya yüreğim ...
Uykusuz kaldığım siyah gecelerde , gözlerimi yakan siyahi yüreğim ..

Ya Bilal ,

Bedeni siyahlar içinde olan,
Ve ama yüreği yıldızlardanda parlak zat !..

Siyah Gülüm ...

Hangi kelimelerle anlatabilirim ki acizliğimi ?
Hangi kelime seni anlatmaya muktedir ki ?
Senden asırlar sonrasında .
Ve dahi seni bile bile , Senden öte O'nu bile bile ,
Terketmişken bedenimi siyahi boşluklara ,
Yüzüm yok bir harf bile söylemeye
..
ama yok kimsem ... O'ndan başka ,
O'nun dostlarından başka kimsem yok derdimi söylemeye ..

Ey siyah gül !..

Gül'e dost oldun , Gül'ün kokusunu duydun ,
Bedenin taşlarla zulmedilip, yüreğin satın alınmak istenirken ,

Ehad ! dedin , daha da yüreklendin ..

Birkez bile isyan etmedin siyahi tenine ..
Yüreğine sığındın her '' siyahi köle '' seslenişlerinden ..

Çünkü AŞK vardı yüreğinde , gerçek AŞK ..

Şimdi ben yüreğimi görmek istesem ,
Yüreğimde ne var diye sorsam ..
Karanlık sokaklar karşılar ancak gözlerimi,
Lambasını yitirmiş siyahi sokaklar ..

Ey siyah gül ! ..

Gözlerinden dökülen siyah çiğ taneleriyle yıkasam yüreğimi ,
Gözlerimi yıkasam , dost kabul edermisin beni ?..

Öyle zor ki buralarda yaşamak
Kalabalık yalnızlıklar sardı şehirleri ,
Evlerde şeytanlar hüküm sürüyor artık ,
Ve şeytan hiç zorlanmıyor işini yaparken !..

Dillerde kutsal kelimeler geziniyor bolca,
Ama gözler hep boşlukta , bedenler yalanda ...

Kelimelerin ve dahi herşeyin Rabbine sığınırken ,
Korkuyorum bu günlerde ey Bilal ! ...

Ya sevmezse O beni ..
O sevmezse sen de sevmezsin diye korkuyorum ..
Korkudan üşümüş ellerimi tutsan , dua etsen bana ..

Yıldızlardan parlak yüreğinle ,
Senden asırlar sonrasında yaşayan bu acize dua etsen ...

Şimdi gözlerimde hayalin ,
Okunan ezanlarda sesini duymuşçasına yad ederken seni ,

Seni seviyorum ey Bilal ,

Gül'ü seviyorum çünkü ,

O'nu seviyorum ..


alıntı







Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Ney Manzumesi

12/10/2008 · Kategori: Şiir



   İçi boş,benzi sararmış, ona āşıktır māye,
            Derd-i hicrān ile inler eder âh leylâye.
            Arzeder hıçkırarak aşkını hep mevlâye,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

    Bu cihānın ötesinden geliyor nağmeleri,
            Kanatır sîneyi, kalbi, deler elbet ciğeri.
            Erişir mi buna kudret, buna insan hüneri,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

           
 Bu ne aşkın, bu ne derdin, bu ne mestin sesidir,
            Bu ne tizin, bu ne evcin, bu ne pestin sesidir.
            Bu ezelden geliyor, bezm-i elestin sesidir,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

            Arşa çıktıkça bu ses, sanki felekler tutuşur,
            Melekûtun tabakâtında melekler tutuşur.
            Yayılır nefhası āfāka yürekler tutuşur,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

            Alalı sırrı ezelden tutuşur bağrı yanar,
            Ayrılıklarda yananlar acaba neyle kanar?
            “Erinî” derken o cānâna hep eczāsı kanar,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

            Bu kesik nevhā nedir, āh meâlin mi senin?
            Nefesin mi,ya sesin mi, ya cemâlin mi senin?
            İnleten nāyi firâkın mı, visālin mi senin?
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

            Onu almaz ne semâlar, ne bu dünyā ve o nūr,
            Neyin esrārına sinmiş bu ne hikmet konuşur.
            Yine hicrān ile inler, bu ne mâtem ,bu ne sûr?
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

            Alevin gözyaşıdır bu, susuyor şimdi sesi,      
            Ağlıyor aşk ile ālem, budur aşkın hevesi.
            Sanırım can veriyor ney, sönüyor son nefesi,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!

            Sönüyor takatı bitmiş, dayanılmaz bu deme,
            “Len terānî” ile mecrūh ve doymaz eleme.
            Her ne söylerse o haktır onu artık dileme,
            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye
 

                                                                Yaman Dede




Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Derman Arardım Derdime

11/10/2008 · Kategori: Şiir



Günde bir taşı bina-yı ömrümün düştü yere 
Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber 

Dil bekası, hak fenası istedi mülk ü tenim 
Bir devasız derde düştüm, âh ki lokman bîhaber 

Bir ticaret yapamadım, nakd-i ömrüm oldu heba 
Yola geldim lakin göçmüş cümle kervan bîhaber 

Ağlayıp nâlân edip düştüm yola tenhâ garip 
Dîde giryân, sine biryân, akıl hayrân bîhaber. 



Dermân arardım derdime derdim bana derman imiş 
Bürhân sorardım aslıma aslım bana bürhân imiş 

Sağı solu gözler idim dost yüzünü görsem deyû 
Ben taşrada arar idim ol cân içinde cân imiş 

Öyle sanırdım ayrıyam dost gayrıdır ben gayrıyam 
Benden görüp işideni bildim ki ol cânân imiş 

Savm u salât u hacc ile sanma biter zâhid işi 
İnsân-ı kâmil olmağa lâzım olan irfan imiş 

Kandan gelir yolun senin Hakk'ı sana hakka'l yakîn 
Nerden gelip gitdiğini anlamayan hayvân imiş 

Mürşid gerekdir bildire Hakk'ı sana hakk'al yakîn 
Mürşidi olmayanların bildikleri gümân imiş 

Her mürşide dil verme kim yolunu sarpa uğradur 
Mürşidi kâmil olanın gâyet yolu âsân imiş 

Anla hemân bir söz dürür yokuş değildir düz dürür 
Âlem kamu bir yüz dürür gören anı hayrân imiş 

İşit Nîyâzi'nin sözün bir nesne örtmez Hak yüzün 
Hakdan ayan bir nesne yok gözsüzlere pinhân imiş 




Ey derde derman isteyen yetmez mi derd derman sana 
Ey rahat-ı can isteyen kurban olandır can sana 

Yağma edersin varlığın gider gönülden darlığın 
Mahveyle sen ağyarlığın yar olısar mihman sana 

Sermaye bu yolda heman teslim olur buna inan 
Sıdk ile Allah’a dayan etmez mi gör ihsan sana 

Tevhide tapşur özünü kimseye açma razunı 
Şeyh izine tut yüzünü şeyhin yeter burhan sana 

İven kişi yol alamaz maksudu hergiz bulamaz 
Bekle maarif kapusun yüz göstere irfan sana 

Dünya ile ukbayı ko, ulâ ile uhrâyı ko 
Var ol kuru sevdayı ko, matlab yeter Sübhan sana 

Candan talep kıl yarini ver canı bul didarını 
Yok eyle kendi varını kim var ola canan sana 

Çürüklerin hep sağ olur zehrin kamu bal yağ olur 
Dağlar yemişli bağ olur cümle cihan bostan sana 

Güçtür kati Hakk’ın yolu dergahı hem gayet ulu 
Sıdk ile olmazsan kulu etmez yolu âsân sana 

Kulluğa bel bağlar isen şam ü seher ağlar isen 
Sular gibi çağlar isen tiz bulunur umman sana 

Bülbül oluben öte gör gül gibi açıl tüte gör 
Aşk oduna can ata gör gülzar olur nirân sana 

Yüzün Niyazi eyle hâk derd ile bağrın eyle çâk 
Kalbin sarayın eyle pâk şayet gele Sultan sana. 

Niyazi Mısri

 





Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »